Nerde olmak istiyorsun? Bu soruyu bir hocam
ben suratımı asmış bütün bedbahtlığımla sınıfta otururken sormuştu bana.
Cevabım hiçti çünkü o zaman birazda kendimi hiç sanıyordum. Bu ayrı bir konu.
şimdi bu soruya ben en güzelinden en zevklisinden cevaplarımı sıralayacağım.
İlk önce kendimi Antarktika'da ağzımda oksijen borusu ve mayomun içinde deli
gibi atan kalbimle bembeyaz bir balina üzerimden geçerken hayal ediyorum. Hiç
dalgıç kıyafetinin sıkışıklığı içinde donuyor oluşum umurumda değil. Zaten
benim hayalim değil mi mayomun içinde kestane bile yapabilirim. Balina uzaktan
yaklaşıyor. Balina geçerken ben sanki değdi değecek elini karnına uzatıyorum ve
25 metrelik devasa zarifliğim geçmesini izliyorum. Kuyruğunun yaptığı dalga
beni bu rüyadan uyandırıp başkasına bırakıyor. Paris'te bir kafede kitabımı
okuyor, kahvemi yudumluyor ve arada başımı eğerek güneş gözlüğü burnuma
kaydırarak sokaktakileri inceliyorum. Evet güneş gözlüğüyle kitap okuyorum bu
benim hayalim! Ve benden beklenilmeyecek sıkışık ama şık kıyafetimin
içerisindeyim. Bir önceki rüyamdaki dalgıç kıyafetinin etkisini bu rüyada da
devam ediyor. Bisikletim var bu sefer oksijen tüpüm yerine. Akşam olduğunda
hesabı akıcı Fransızcamla isteyip eve gitmek için bisikletime atlıyorum.
Sabah uyandığımda küçüklük anımdayım, Merve beni aşağıya oyun oynamaya
çağırıyor. En sevdiğim dondurmalı gömleğimi giyiyor ve iniyorum bahçeye. İki
kişiyiz ama hayal gücümüz sağ olsun biz oynarken baya kalabalıklaşıyoruz. Akşam
olurken bakkaldan Tipitip sakızımızı alıp annemin değişiyle doğruca eve
gidiyoruz. Bu sefer daha ciddi arkadaşlarlayız. Hani şu her derdini
anlatabildiğin senin için gözü kapalı yapabilecek şeyleri olan arkadaşlarlayız.
Muhabbeti de kaptırmış gidiyoruz. İlk ondan bundan birilerinden
konuşuyoruz, sonra kendimizce tespitler yapıyoruz. Her Türk yaptığı
konuşmalara geliyor sıra derdimiz sıkıntımız var ama biz daha nelerini gördük
bu da geçer diyerek birbirimize cesaret veriyoruz. Bir de tabi siyaseti konuşup
ne kadar farklı düşüncemiz olsa da "aman hepsi aynı bunların diyerekten
bitiyoruz". Gerisi hep şamata, hep kakara kikiri. Bazımız “çok güldük, çok
ağlayacağız diyor. Çayımız var önümüzde bol bol, muhabbetimizde çok koyu
sigaramızın dumanı da sarmış hepsini bırakmıyorelini evden alırken
damadın verdiği para gibi saatte bir bir artırıyor dakikaları. Neyse ben derse
dönüyorum, finallerim var girilecek. Hayallerimi, anılarımı, sevdiğim şeylerin
bir kaçını kaydetip, normal hayatıma dönüyorum. Bunu o klasik girizgahı diyerek
yapıyorum; “eee nerde kalmıştık?”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder