2 Ocak 2014 Perşembe

Hayal


Nerde olmak istiyorsun? Bu soruyu bir hocam ben suratımı asmış bütün bedbahtlığımla sınıfta otururken sormuştu bana. Cevabım hiçti çünkü o zaman birazda kendimi hiç sanıyordum. Bu ayrı bir konu. şimdi bu soruya ben en güzelinden en zevklisinden cevaplarımı sıralayacağım. İlk önce kendimi Antarktika'da ağzımda oksijen borusu ve mayomun içinde deli gibi atan kalbimle bembeyaz bir balina üzerimden geçerken hayal ediyorum. Hiç dalgıç kıyafetinin sıkışıklığı içinde donuyor oluşum umurumda değil. Zaten benim hayalim değil mi mayomun içinde kestane bile yapabilirim. Balina uzaktan yaklaşıyor. Balina geçerken ben sanki değdi değecek elini karnına uzatıyorum ve 25 metrelik devasa zarifliğim geçmesini izliyorum. Kuyruğunun yaptığı dalga beni bu rüyadan uyandırıp başkasına bırakıyor. Paris'te bir kafede kitabımı okuyor, kahvemi yudumluyor ve arada başımı eğerek güneş gözlüğü burnuma kaydırarak sokaktakileri inceliyorum. Evet güneş gözlüğüyle kitap okuyorum bu benim hayalim! Ve benden beklenilmeyecek sıkışık ama şık kıyafetimin içerisindeyim. Bir önceki rüyamdaki dalgıç kıyafetinin etkisini bu rüyada da devam ediyor. Bisikletim var bu sefer oksijen tüpüm yerine. Akşam olduğunda hesabı akıcı Fransızcamla isteyip eve gitmek için bisikletime atlıyorum. Sabah uyandığımda küçüklük anımdayım, Merve beni aşağıya oyun oynamaya çağırıyor. En sevdiğim dondurmalı gömleğimi giyiyor ve iniyorum bahçeye. İki kişiyiz ama hayal gücümüz sağ olsun biz oynarken baya kalabalıklaşıyoruz. Akşam olurken bakkaldan Tipitip sakızımızı alıp annemin değişiyle doğruca eve gidiyoruz. Bu sefer daha ciddi arkadaşlarlayız. Hani şu her derdini anlatabildiğin senin için gözü kapalı yapabilecek şeyleri olan arkadaşlarlayız. Muhabbeti de kaptırmış gidiyoruz. İlk ondan bundan birilerinden konuşuyoruz, sonra kendimizce tespitler yapıyoruz. Her Türk yaptığı konuşmalara geliyor sıra derdimiz sıkıntımız var ama biz daha nelerini gördük bu da geçer diyerek birbirimize cesaret veriyoruz. Bir de tabi siyaseti konuşup ne kadar farklı düşüncemiz olsa da "aman hepsi aynı bunların diyerekten bitiyoruz". Gerisi hep şamata, hep kakara kikiri. Bazımız “çok güldük, çok ağlayacağız diyor. Çayımız var önümüzde bol bol, muhabbetimizde çok koyu sigaramızın dumanı da sarmış  hepsini bırakmıyorelini evden alırken damadın verdiği para gibi saatte bir bir artırıyor dakikaları. Neyse ben derse dönüyorum, finallerim var girilecek. Hayallerimi, anılarımı, sevdiğim şeylerin bir kaçını kaydetip, normal hayatıma dönüyorum. Bunu o klasik girizgahı diyerek yapıyorum; “eee nerde kalmıştık?”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder