29 Aralık 2013 Pazar
İyi
Tam da karşımda duruyor. Uzanabileceğim kadar ama dokunabileceğim kadar değil. Dokunursam bozulacak kırılacak gibi. Ben sadece uzaktan izliyorum. Onu mu yoksa simgelediğini mi seviyorum bilmiyorum. İlk o dokunuyor sırtıma devam et dermişçesine. Evet edeceğim biliyorum. yapabilirsin diyor başarabilirsin. Bende inanmaya başlıyorum. Kendime geliyorum diyorum kendime ama daha çok ona doğru gidiyorum. Ben ona iyi diyorum. Sadece iyi gerisini getirmeye gerek duymuyorum. İyi insan, sevgili ve ya arkadaş dediğim gibi gerisini hiç getirmeye gerek yok. Böyle sade "iyi" iyi aynı onun gibi. Ve hala benim değil böyle daha iyi.
Öbür ve Diğer taraf
İkiye bölünmüş gibi hissediyorum. Öbür tarafımla diğer tarafım bu aralar pek anlaşamıyor. Nerden mi anlıyorum? Konuşmalarını duyuyorum. Diğer tarafım öbür tarafıma soruyor. Beni neden üzüyorsun? Öbür taraf: "Seni isteyerek üzmüyorum, sen beni ilerde daha da üzmemen için böyle davranıyorum" diyor. Diğer taraf soruyor.- Beni üzdüğün için üzülmüyor musun?
-Evet. (Öbür tarafta üzdüğü için üzülse mi daha çok üzülecek daha sonra diğer taraf onu üzdüğünde mi daha çok üzülecek bilemiyor.)
- "Bilmiyorum ne yapmalı" diyor.
- İki kısım birbirinden ayrılır mı?
- Evet. Diyor Öbür taraf
- Can candan ayrılır mı?
- Hayır.
- Hangisiyiz peki biz?
- Sana göre kısım bana göre candık, şimdiyse bana göre kısım sana göre canız. Ne ayrılabilir, ne de bir kalabiliriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)